Başlığı okuduğunda “21. yy. öncesinde blog mu vardı?” diye sorduysan eğer, lütfen devam etme sevgili okurum. (Blöf yapıyor, okuyun siz.)
Bu yazı, nReklam’ın geçmişini, bugününü ve belki geleceğini kapsar. İzninizle başlayalım.
Nreklam.com alan adını Haziran 2007′de almıştım. Neden bu domain olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Önceleri reklamcılık ve tasarım üzerine birşeyler yazarım diyordum. Birkaç yazı denemesi, ardından “Uğraşamam.” içsesiyle boğuşmalar ve malubiyet. Ekim 2007 gibi, nreklam’ın bir forum olması gerektiği kanısına vardım. O sıralar sıklıkla takip ettiğim birkaç reklam ve tasarım forumundan cesaret buldum belki de. Nihayetinde forumu açtım ve beklemeye başladım. Baktım ki beklemekle olacak gibi değil, birkaç konu açtım google amca beni bulabilsin ümidiyle. Neyse biraz üyemiz oldu, yaklaşık 20-30 kadar, kimi eş dost, kimi onlardan duyanlar. Zaten neden boş bir foruma üye olasın ki? Ben olsam ben de esgeçerdim.
Aralık 2007′de - zaten sinek avlıyor olan - forumu kapattım ve tekrar blog açmaya karar verdim fakat bu sefer sadece reklam ve tasarım ile sınırlamayacaktım. Bir günlük gibi kullanmayı, hoşuma giden web sitelerini veya çalışmaları sergilemeyi, yeni projeler hakkında yazılar yazmayı düşünüyordum. Öyle de yaptım. 5 ay gibi uzun bir sürede pek fazla yazı yazdığım söylenemez.
Açık konuşmak gerekirse, nreklam büyük bir başarısızlık abidesi. Neden diye soracak olursanız aşağıdaki grafik yeterli olacaktır.

21 Nisan - 13 Mayıs 2008 nreklam.com hit grafiği.
İniş çıkışları görüyorsunuz. Utanç verici. En yüksek değer 30.
Acaba ne yapmalıyım?
Diğer bloglar benden farklı olarak ne yapıyor”?
- Anahtar kelimeleri siteme doldurup ziyaretçi çekmek mi?
“abajur acı biber aç ada adam ahşap akvaryum alabalık”
Hayır, bu işime gelmez. Google’ı kızdırmak istemeyiz değil mi?
- Pagerankı yüksek blog sahiplerinden rica edip link değişimi mi?
Sanmıyorum. Gurur meselesi. (Birisi çıkar da teklif ederse “hayır” demem.)
- SEO? Her yazı için otomatik keywords üreten scriptler mi?
Evet olabilir, ama üşeniyorum. WP’in böyle bir eklentisi var ama ftp’ye at plug-in kur falan… Hallettim!
- Uzun uzun yazılar yazmak mı?
Ziyaretçinin ilgisini çekmeyecekse gerek yok. Zihnimi yoramam. (İllegal içerik barındırmadığından da kısa yazılar eğer sürekli ziyaretçiniz yoksa pek ilgi çekmiyor bu da bir gerçek.)
- Blog toplantılarına katılmak mı?
Ne yararı var? Hiç anlam veremediğim ender toplantı türlerindendir. Tanışıp, sevişme (sevme-sevilme) oyunu oynayın, birbirinize sahte gülücükler atın. Bana göre değil. Kesinlikle yanlış değerlendiriyorum. Yararı olmasa… (bkz. Sokakta görsen selam vermessin.)
Blogun adını “kayıp blog” olarak değiştirmek istiyorum. :D
- Neden bu yazıyı sizinle paylaşıyorum? Hiçbir blog sahibi, kendi sitesi hiç bu yollardan geçmemiş gibi paylaşmaya (gerçek anlamda, doğruları paylaşmaya) cesaret edemezken, nedir bu nreklam’ı yerin dibine sokma çabası?
Blogumu - istatistiğe bakılırsa - günde 14 kişi ziyaret ediyorsa, biz bir aile sayılırız ve etik gereği gizlimiz saklımız olmamalı. (Birkaç yıl geçtikten sonra eğer bu blog tam manasıyla blog olursa ve domaini henüz elimden çıkarmamışsam “Böyleyken böyle oldu” adlı bir makale yazarım artık.)
Soru: Neden başlıkta “21. yy.’da bir blog” ifadesi kullanılmasına rağmen bu konuya değinilmedi?
Yanıtımsı soru: “Ya 22. yy’da, bizden sonraki nesil, Google önbelleğinden bu yazıya rastlarsa?” (Babadan oğula domain geçtiğini görmedim ben.)
Aramızda kalsın. Sanırım nreklam internet hayatımın en büyük hatasıydı. Benden sonra bir eleman da kalkmış “n-reklam.com” domainini almış, çok güldük kendisine. Affetsin. :D
Bir şekilde bu yazıyı okuma zahmetine katlanmış olan siz değerli 14 okurum, lütfen bir yorum yapın, yalnız hissediyorum.
Etiketler: 21. yy, başarısızlık, blog, blog tutmak, blog yazmak, günlük, hikaye, tutma.
Sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun? Fikirlerini, varsa eklemek istediklerini ve sorularını merakla bekliyoruz. Unutma, bu yazı senin için yazıldı. Görüşlerin bizim için çok değerli.







Şimdi, öncelikle ben daha az önce gördüm bloğunu, bir yeniledim sayfayı bu yazı karşımda…Sayfa yerleşimini çok fena sevdim, genel görselliğini de baya bir kıskanaraktan gittim kardeşime “bana da böyle yap” dedim.
Gelelim sıkıntına, benim bloğuma ortalama 200 kişi geliyormuş dünyada, günlük. Ben kişisel olarak bunların aslında sürekli “Yeni bir şey var mı acaba diyen 50 kişilik bir grup olduğunu düşünüyorum…Kardeşim yeni blog açtı, o da dün gelmiş “6 kişi var okuyan bu bendeki çaba neden” diyerekten…ElmaAltShift bey ile hala şaşırıyoruz ödül alan bloglara, acayip yüksek hiti olan bloglara bakıp allah allah diyerek.
Yani, ben sana bir fikir veremem, ben merhemi olmayan bir kelim. Ancak epey bir ortalıklarda olmak sanırım bu hit meselesini artırıyor. Yok ben ağırbaşlı olurum bana ne ortalığa dökülecem dersen de, hava atmak için “elit” yada “niş” gerçekçi olmak için “3-5 kişi”nin okuduğu bir blog olmaktan öteye gidemiyorsun.
Az sonra benim bloğumda iTouch ile haber olacaksın, linkelere de gireceksin, umarım bir faidesi dokanır.
Sevgiler,
OC.
Blogger üyesi iken günlük 15-25 arası değişen bir ziyaretçi oranım vardı. Kendi alan adımı alıp oradan (eskisinden daha yoğun ve hevesle) yazmaya başladıktan sonra ziyaretçi ortalam 6(altı) seviyesine erişti. Hepsini tanıyorum, teker teker isim sayabilirim. İnsan bir an düşünüyor tabi, mail olarak yahut msn’den sadece link atarak paylaşabileceğim şeyleri neden yazıyorum diye.
Hala da 1. dereceden arkadaş çevrem haricinde devamlı ziyaretçilerim olduğunu sanmıyorum. Ama bak mesela, abim bir şekilde bulmuş senin blogunu, bana söyledi. Açtım okudum, pepsi’den iPod Touch kazanma hikayene o kadar çok güldüm ki…Samimiyetle ve severek yaptığın sürece, az da olsa ziyaretçin, gelenleri etkileyebilirsin diye düşünüyorum. Post modern siber romantizm akımının doruklarındayım anlıyacağın :P
Artık 15 takipçin var, kim bilir, kendi sitemdeki blogroll içinden görüp de gelen olursa bu sayıyı 20′ye bile çıkarabiliriz. :)
selamlar, kendinizi yalnız hissetmeyin. bahsettiğiniz her şey son derece olağan. size bir yazımı (3 postluk ufak bir dizi) tavsiye edeceğim. bilgi olarak işinize yaramayabilir, ruhen işinize yarayabilir:
http://osman.borutecene.com/adresi-akillarda-tutulan-bir-blog-yazari-olmak/
geçtiğimiz haftablog konferansı çok verimli oldu. aslında orada bir abimiz öyle doğru dedi ki “bilgi çok çöabuk tüketilmeye başkadı”
nasıl desem. şimdi web üzerinde her şey o kadar kolay ve basit ki ve seçenek o kadar çok ki, çok çok farklı bir tarz veya başka farklı bir şeyler yakalamak gerekiyor. bahsettiğiniz eğer hit, takip eden ve ziyaretçi sayısı ise.
okura farkı göstermeli ve ona “bu blog diğerlerinden farklı” mesajını şiddetle belirtmeli yoksa okur o bloga şöyle söylenecek muhtemelen “oooooo sizden çok var(şarkı)”
bence bu blog farklı görünüyor yazarı da iginç.
tutar bu (: tutmalı yani.
yazmakdan başka aklınızdaki diğer tüm şeyleri bence hemen en yakın çöp tenekesine bağışlayın.
Görüşleriniz, önerileriniz, kısacası o çok değerli yorumlarınız için; Osman S. Börütecene, faydalı makaleniz için teşekkür ederim. Umuyorum ki sizler ve sizin gibi düşünenlerin sayesinde biryerlere gelecektir bu blog. Kayıtsız kalmadığınız için ayrıca teşekkürler.
Olcayto bey, sizin deyiminizle “faydası dokandı” emin olun. :D
“Sayfa yerleşimini çok fena sevdim.” diyişiniz üzerine siteye bir de ben ziyaretçi gözüyle bakayım dedim. Birçok eksikle karşılaştım. Bugün tasarımda değişikliğe gittim. Aslında var olan temaya ekstralar kattım, görselliği zenginleştirdim vs. Önceki halini görenler ne demek istediğimi anlar az çok. Benim hoşuma gitti, sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda bilemem. Yenilenme devam edecek. Zaman bulabilirsem de sıfırdan bir tema hazırlamayı düşünüyorum.
Tasarım/içerik konusunda sevgili Osman’ın makalesinden bir alıntı yapmak istiyorum;
“Diyelim ki Umberto Eco hayranısınız. Umberto Eco’nun bir sonraki romanı tuvalet kağıdına basılacak desem siz bunu okumaktan vazgeçer misiniz? Sanmıyorum.” Burada da deyinildiği üzere, tasarım içeriğin önüne geçemez. Fakat benim için çok şey ifade ediyor. :)
Ebekulak, blogroll için teşekkürler.
Bende bugün tanıştım nreklam’la ve gerçekten her yönüylr çok beğendim. Artık google analytics’ten takibinde Eskişehir ilinde bir hareketlenme göreceksin. Bende wolkancaya katılıyorum, tutar bu blog.
çok üzüldüm yaa, ben hergün girip 15. olcam :D
hadi arkadaşlar el birliğiyle şu bloğu bir 150 lere falan taşıyalım :P
selamlar :)
öncelikle şunu belirteyim, böyle özeleştri yapabildiğin ve samimi düşüncelerini yazdığın yazı olmasa bende blogunu 30.sn’de kapatanlardan olacaktım. bu yazıyı gördükten sonra düşünüp, kendimce bazı fikirlerimi belirtmek istedim. neden çıkacaktım?
amaç:
bu blogu ne için yazıyorsun? ben dışardan bakınca buna dair hiçbir konu göremiyorum. adreste “reklam” geçiyor, ama reklam’a dair bir şey yok. (reklam’lı bir url görünce insanın aklına bigumigu tadında site görmek geçiyor, sorun bende olabilir)
içerik:
ilk 30sn.de göz attığımda bu postu olmadığını varsayarsam, tiffany konusunuda es geçersem diğer bütün yazıları heryerde görüyorum. hatta readerıma günde 2 adet düşüyordur. blogların para kazanması, turkcellsuperlig vb. konular var. bahsettiğim içerik sorunu -bence- burada.
burası tamamen arda’nın mesleki ve hayatı hakkında yazılanlarla dolu olsa idi 30sn’de daha süre kazanırdı blogun. Yani 30sn. İlk izlenim, 30sn.de diğer konulardaki yazım dilin ve bana hitap edip etmemesi.
sonuç:
sonuç olarak bunları belirtme gereği duydum, aslında senin dediğin gibide abuk sabuk taglerle onlarca ziyaretçi çekebilirsin. Mesela msn avatarları dağıtırsın, bilmem ne yaparsın. Bu bence hiç sorun değil, eğer amacın buysa.
eski -noname- blogu sahibi ve amacı ilk başlarda sadece düşüncelerini yazmak olan, daha sonra çok hitin ve bilinirliğin verdiği zorluğu çeken biri olarak nacizane fikirlerim bunlardır. Umarım istediğin çizgiyi blogunda yakalarsın,
iyi çalışmalar,
umut
// Teşekkürler Yiğit. Beğenmene sevindim.
// Pucca, hadi bakalım. :D
// Umut, yorumun için teşekkürler. Uzun uzun yanıt yazmak isterdim ama gecenin bir vakti zor gibi. Yine beklerim. :)
Az ama öz daha iyidir be abi. Yüzlerce ziyaretçi sahibi olup saçma sapan yorumlarla uğraşacağına sırtını okşayan bir iki dostun “devam devam” deyip gazlaması inan daha güzel :)