
Katı hali: Serttir ve siz ona çarpmışsınızdır bir kere. Kafanızda uçuşan kuşlarla, neye uğradığınızı ve sizi nelerin beklediğini bilmezsiniz. Mantığı bir kenara bırakıp hayal kurmak, deli gibi istemektir. Yaşanması güç olan halidir. Bir de platonikse, bile bile lades demişsiniz zaten. İlk ise, belirtileri; tatlı bir kalp ağrısı, hafif uçma pozisyonu, nedensiz gülmeler… Moleküller arası bağı sıkı olan aşktır.
Sıvı hali: Aşkın sancılı halidir. Katı hali bitmiştir ve aşk vıcık vıcıktır. Eridiğiniz haldir. Zaman zaman kaynar, kabarır, taşar içinizde. Gözyaşıdır. Kavuşmaktır. Nefes aldıkça acı ve mutluluktur. Yüreğinize akmış, kalbinizin şeklini almıştır. Zira akışkandır, tutamazsınız, bir süre sonra çeker gider… Yavaş yavaş, damla damla ”Islaktır aşk, kurumaya mahkumdur!”
Gaz hali: Buharlaşma halidir. Uçup gittiğini sanırsın ama şekil değitirmiştir sadece. Görünmez olmuştur ama hissedersin, daha önce görmüş dokunmuşsundur çünkü. Oksijen olur, içini temizler, karbondioksit olur kirletir. Bazen de zehir olur, sarıp sarmalar öldürür seni. Balonsa elinde patlar
Aşk bu, katıdan sıvıya gaza, gazdan sıvıya katıya bir kısır döngüdür, süblimleşir durur.
Yazar: Zümrüt Doğan -
July 16, 2008 10:37 am
Bu yazınızdan sonra anladımki yakında siz de aramızdan biri yani iyi bir yazar olacaksınız. Şimdiden aramıza hoşgeldiniz Zümrüt Hanım. Sadece aşkın her halini yaşamış, görmüş geçirmiş bir nevi özümsemiş kişiler böyle güzel etüd edip, diğer insanlara aksettirebilirdi. Tebrikler.
July 16, 2008 3:15 pm
Yazar mı? hadi canım sen de :D.
Yaşamak değilde iyi gözlemlemek diyelim biz buna, her halini yaşamam için daha çok gencim